Cloud Atlas

IMDB Puanı: 7,8
Sinemalar Puanı: 7,1

Filmin Orjinal Adı: Cloud Atlas 
Filmin Türkçe Adı: Bulut Atlası

Yapım: 2012 – ABD , Almanya , HongKong , Singapur
Tür: Bilim Kurgu , Dram , Gizem
Süre: 172 dakika
Yönetmen: Andy WachowskiTom TykwerLana Wachowski
Senaryo: Andy Wachowski, Tom Tykwer, Lana Wachowski
Yapımcı: Stefan Arndt,
Oyuncular: Tom Hanks, Hugo Weaving, Halle Berry, Hugh Grant, Jim Sturgess

Yorum:

İşte harika bir film. 2 kez izlediğim nadir filmlerden biri.

Öncelikle adından başlamak istiyorum: bok gibi.

o ne lan öyle? bulut atlası diye isim mi olur? afişini gördüğüm her yerde ismini beğenmediğim için mesafeli oldum. Derken bir arkadaşımın tavsiye etmesiyle ve hatta “çok çok iyi” demesiyle, izlemeye karar verdim ki çok doğru bir kararmış.

Tabi bir de şu var; filmi izledikten sonra aslında “bulut atlası” isminin çok doğru bir isim olduğunu öğrendim.

Filmin magazinini yaptıktan sonra gelelim incelemesine:

Çekimler; artık bu tarz üst sınıf filmlerde çekim konusunu eleştirmenin anlamı yok. Zira çok başarılı şeyler yapılıyor. Ne yazık ki bu durum Türk filmlerinde böyle değil. Tabi filmde de küçük bir iki çekim hatası var ama canları sağolsun. (Kavga sırasında Halle Berry’nin kafasına düşen pelerinin bir sonraki sahnede açılmış olması gibi). Ancak zamanlar arasındaki sahne değişimi kesinlikle mükemmel.

Yazının devamını oku »

Reklamlar

IMDB Puanı: 7,8
Sinemalar Puanı: 8,2

Filmin Orjinal Adı: Midnight in Paris
Filmin Türkçe Adı: Paris’te Gece Yarısı

Yapım: 2011 – ABD, Fransa, İspanya,
Tür: Dram, Fantastik, Komedi, Romantik,
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Woody Allen,
Görüntü Y.: Darius Khondji, Johanne Debas,
Senaryo: Woody Allen,
Yapımcı: Woody Allen, Letty Aronson, Stephen Tenenbaum, Jaume Roures,

Oyuncular: Adrien Brody, Rachel McAdams, Marion Cotillard, Owen Wilson, Michael Sheen, Kathy Bates, Elsa Pataky, Tom Hiddleston, Alison Pill, Kurt Fuller, Carla Bruni, Sonia Rolland, Nina Arianda, Mimi Kennedy, Corey Heck, Yves Heck, Lil Mirkk, Corey Stoll,

Yorum:

İşte bir Woody Allen filmi daha. Oscar adaylığı hatta ödülü olan bir film. “Midnight in Paris”…

Match Point ve Vicky Cristina Barcelona  filmlerinden alışık olduğumuz üzere yine bir ilişki çıkmazı muhabbeti var bu filmde de.  Match Point’de gerilim unsuru kullanan woody allen, vicki cristina barcelona’da ise oviedo belgelesi çekmişti sanki. bu kez işin içine biraz belgesel biraz da fantastik öğeler katıyor.

Öncelikle Barselona, Oviedo, Paris ve Londra’da film çekmiş, şehre bakışını perdeye yansıtmış woddy abimizden, bi de İstanbul filmi bekliyorum ben.

Şimdi gelelim filme;  oyunculuklar gayet güzel, hatunlar da gayet güzel.

Yazının devamını oku »

Önce tarihleri yazayım:

10 şubat – 15 mayıs 2012 tarihleri arasında istanbul’da
15 ekim – 30 aralık 2012 tarihleri arasında ankara’da

ve artık başlayabiliriz:

“Yıllardır gittiğiniz tüm sergileri bi kenara bırakın. Harika bir deneyim yaşamaya hazır olun…”

buna benzer bi şey söylüyorlar sunumlarında ve kesinlikle haklılar.
deliler gibi, hayvanlar gibi, köpekler gibi beğendim…
efsane olmuş bu sergi.

onlarca duvar, kolon, yer…
hepsinde resimleri (tabloları) akıyor van gogh’un.

Öncelikle biraz anlatayım nedir ne değildir: Hayatının sadece 10 yılında resim yapmış bir adam Van Gogh; ki bu 10 yıl içinde çektiği çileler, oradan oraya gitmek zorunda kalması ve hatta ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatması var. Peki bu 10 yılda kaç tablo yapmış dersiniz? 930… Evet tam 930 tablo ve ayrıca 1100 kara kalem çalışması ve eskiz…  Bu sergi ise bu tablolardan oluşturulmuş enfes bir deneyim. Klasik resim sergileri gibi değil, hani bi çerçeve olur, içinde bir resim, sen yürürsün tabloların önünde, birini beğenir biraz izlersin, sonra devam edersin. Bu bambaşka bir sergi, çerçeve yok bu sergide, duvarlara yansıtılıyor her bir tablo, devasa oluyor bir anda sanat, ışıklar kapalı, onlarca projektör duvarlara tablolar aktarıyor. Ancak öyle düz ve sıradan bir gösterim değil, kareografi yapmışlar, yaklaşık 3000 farklı görüntü geliyor ekrana, van gogh’un hayatını, hayallerini, iç dünyasını yansıtıyor sırayla.

otoportleri akmaya başlıyor önce. bi duvarda biri, diğerinde öbürü… onlarca projektör, her biri bir tane portreyi yansıtıyor karşısına, birisi sağ gözüne zum yapıyor, diğeri sol… fonda nefis bir müzik çalıyor ve başlıyor anlatmaya van gogh’un hikayesini. bazen her duvarda farklı bir resim beliriyor, bazen her biri aynı anda aynı resmi gösteriyor. ancak bi duvarda aynı resmin sağ üst köşesi, diğerinde resimdeki kadının suratı, bi diğerinde resmin tümü…. bazen ise bambaşka bir şey oluyor, 360 derece ile çevreliyor sizi perde, bir fırça geliyor, kırmızı bir çizgi çekmeye başlıyor tam karşınızdaki duvardan, bi duvardan diğerine, oradan kolonla, oradan arkanızdaki duvara derken o fırça tamamen dolaşıyor etrafınızda. bir tren geliyor, alıp götürüyor sizi bir duvardan öbür duvara.
mektupları görünüyor van gogh’un her bir duvarda.
köşe oluşturan 2 duvar, ikisinde de birer mektup sayfası, geçiyorsunuz tam o köşeye, işte o an kitabın tam ortasında duruyorsunuz.
öyle bir denk geliyor ki, siz tam o duvarın önündeyken, duvarda bir resim beliriyor, bir mahalle, bir ev… hele de elinizde bir poşet varsa, evine ekmek getiren adam oluyorsunuz uzaktan bakan bir kişi için.

Yazının devamını oku »


IMDB Puanı: 6,8
Sinemalar Puanı: 6,0

Filmin Orjinal Adı: Anonymous
Filmin Türkçe Adı: Anonim

Yapım: 2011 – Almanya
Yapımcı: Roland Emmerich, Larry J. Franco, Robert Leger, Kirstin Winkler, Volker Engel, Marc Weigert, John Orloff, Charlie Woebcken, Christoph Fisser,
Tür: Dram, Tarih,
Süre: 130 dakika
Yönetmen: Roland Emmerich,
Görüntü Y.: Anna Foerster,
Senaryo: John Orloff,
Müzisyen : Harald Kloser, Thomas Wanker,

Oyuncular:
Xavier Samuel, Jamie Campbell Bower, David Thewlis, Joely Richardson, Vanessa Redgrave, Rhys Ifans, Derek Jacobi, Trystan Gravelle, Anna Altmann, Patrick Diemling, Michael S. Ruscheinsky, Amy Kwolek, Vicky Krieps, ısaiah Michalski, Sebastian Reid, Andreas Frakowiak, Gesche Picolin, Hendrik Maaß, Dennis Oestreich, Carsten Berger, Sam Reid, Oliver Kube, Robert Emms, Claudia Funke, Antje Thiele, Ulrike Brandt, Elisabeth Milarch, Luke Thomas Taylor, Alexander Yassin, John Keogh, Alex Hassell, Ned Dennehy, Rafe Spall, Mark Rylance, Joachim Paul Assböck, Paula Schramm, Henry Lloyd-hughes, Edward Hogg, Martina Ysker, Mike Maas, Sebastian Armesto, Tom Wlaschiha, Tony Way, Julian Bleach,

Yorum:

Yok artık…

İnanmam…

Yıllarca Romeo ‘nun Juliet’in balkonunun altındaki sahnesini koydular önümüze (Orjinal oyunda aslında balkon yokmuş, öylesi daha tiyatral olacağı için sonradan eklenmiş), hamlet’in elinde bir kuru kafa ile “olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” dediği sahneyi canlandırdılar milyonlarca kere (ki aslında Hamlet oyununda öyle bir sahne yok, o cümle var ama elde kuru kafa tutarak söylenmiyor, elde kuru kafa tutulan oyun başka, o oyunun o sahnesinde de zaten o cümleler geçmiyor). Ancak şimdi dünya ve özellikle Avrupa bir iddiadan bahsediyor. Çok önemli bir iddiadan…  Aslında bu iddia uzun yıllardır varmış ancak bunu  altın gününde kısır çatallarken söylemek başka, sinema filmi yapıp tüm dünyada vizyona sokmak başka (Benim ülkemde henüz vizyona girmemiş olsa da)… İşte bu film yayınlanana kadar kulaktan kulağa söylenen sözler, şimdi bağıra çağıra dillendiriliyor: Shakespeare hırsız mıydı? Şarlatan mıydı?

Anonymous bence inanılmaz derecede önemli bir konuyu ele alıyor ve gerçekten çok iyi işliyor. İngiltere kraliyet’inin ne hallere geldiğini,  asıl bizans oyunlarının nerelerde yaşandığını anlatıyor. Ancak bunlar birer iddia tabii ki, hangilerinin kesinliği kanıtlanmıştır bilemiyorum.

Öncelikle okumayan üşenenler için gelsin: çok beğendim, kesinlikle izleyin.

O tembellerleri aramızdan gönderdiğimize göre, oyunculuklarla başlayalım:

Oyunculuklar; filmde genelde iyi oyuncular oynuyor. pek çoğunu filmlerden ve amerikan dizilerinden tanıyoruz . Harry Potter’dan, Alacakaranlık’tan, The Tudors’dan… Gereksiz ya da popülist bir seçim yok. Bu nedenle oyunculardan rahatsız olmuyor insan izlerken.

Yazının devamını oku »

IMDB Puanı: 7,8
Sinemalar Puanı: 6,9

Yapım: 2008 – ABD
Tür: Biyografi, Dram,
Süre: 128 dakika
Yapımcı: Bruce Cohen, Michael London, Dan Jinks,

Senaryo: Dustin Lance Black,
Yönetmen: Gus Van Sant,

Oyuncular:
James Franco, Sean Penn, Lucas Grabeel, Emile Hirsch, Josh Brolin, Diego Luna, Michael Shannon, Alison Pill, Victor Garber, Joseph Cross, Ted Jan Roberts, Kelvin Yu, Stephen Spinella, Brandon Boyce, Denis O’Hare, Howard Rosenman,

Yorum:

Ve işte ne zamandır yazmak istediğim bir film. Aslında böyle çok film var ancak sanırım birisinin bana maaş bağlayıp zorla yazdırması gerecek bu filmleri, aksi taktirde bilgisayar başında saatler hatta günler dahi geçirsem bir şekilde fırsat bulup yazamıyorum.

İşte karşınızda Milk. 2008 yılının en iyi filmlerinden birisi olmakla birlikte, akademi ödülüne (Oscar) adaydı. Çok güçlü rakiplerle yarıştı (Frost/Nixon filminde bahsetmiştim) ve ödülü hepinizin bildiği üzere Slumdog Millionere filmine kaptırdı. Ancak Milk de törenden eli boş dönmedi ve en iyi erkek oyuncu (Sean Penn) ödülünü aldı.

Öncelikle sabırsız arkadaşlar için yazıyorum: Filmi çok beğendim.

Yazının devamını oku »

IMDB Puanı: 6,9/10
Sinemalar Puanı: 7,6/10

Filmin Orjinal Adı: Becoming Jane
Filmin Türkçe Adı: Aşkın Kitabı

Yapım: 2007 – ABD
Senaryo: Sarah Williams, Kevin Hood,
Senaryo (Kitap): Jane Austen
Yapımcı:  Noëlette Buckley, Morgan O’sullivan, James Saynor, Tim Haslam, Nicole Finnan, Joanna Anderson, James Flynn, Graham Broadbent, Jeff Abberley, Julia Blackman, Robert Bernstein, Douglas Rae
Tür: Biyografi, Dram, Romantik,
Süre: 120 dakika

Yönetmen: Julian Jarrold

Oyuncular: Anne Hathaway, James McAvoy, Maggie Smith, James Cromwell, Joe Anderson, Julie Walters, Helen McCrory, Leo Bill, Sophie Vavasseur, Laurence Fox, Laurence Richardson, Jessica Ashworth, Alan Smyth, Tony Brown, Judy Donovan, Chris Mchallem, Elaine Murphy, Louise Marie Kerr, Gina Costigan, Tom Vaughan-lawlor, Philip Culhane, Lucy Mckenna, Michael Patric, Michael James Ford, Giedrius Nagys, Eleanor Methven, Ian Richardson, Glenn Gannon, Donal O’farrell, Lucy Cohu, Anna Maxwell Martin, Aidan Broadbridge

Yorum:

Becoming Jane; yani aslında tam Türkçesi: Jane Olmak…

Zordur Jane olmak, onun gibi aşık olmak zordur, onun gibi mecbur olmak, yaşadığı hayal kırıklığını yaşamak da zordur, gittiği gibi her şeyi bırakıp gitmek de. Başkalarının mutluluğu için vazgeçebilmek sevdiğinden ve bir ömür; onun yerine kimseyi koymadan yaşayabilmek… Evet zordur Jane olmak, olabilmek…

Öncelikle klasik bir özetin özeti durumu yapayım: beğendim mi? Evet…

Bu filmi eleştirirken aslında çok dikkatli olmak gerekiyor. Zira öyle bir film ki ben çıkıp “çok kötü yahu, çok sıkıcı, klasik bi hikaye işte” desem, kimse karşı çıkamaz…

Yazının devamını oku »

IMDB Puanı: 7,8/10
Sinemalar Puanı: 6,4/10

Yapım: 2008 – ABD
Tür: Biyografi, Dram, Tarih, Politik,
Süre: 122 dakika
Yönetmen: Ron Howard,
Senaryo: Peter Morgan,
Senaryo (Kitap): Peter Morgan,
Yapımcı: Ron Howard, Brian Grazer, Tim Bevan, Eric Fellner, Peter Morgan,

Oyuncular: Kevin Bacon, Michael Sheen, Sam Rockwell, Matthew Macfadyen, Rebecca Hall, Frank Langella, Toby Jones, Oliver Platt, Kate Jennings Grant, Andy Milder, Clint Howard, Janneke Arent, Jim Meskimen, Gabriel Jarret, Geoffrey Blake,

Yorum:

Çok güzel bir film…

Böyle diyerek başlamak gerekir çünkü bu filmi anlatmaya.

Öncelikle şöyle bir bilgi ile başlayalım; film 2009 oscar adayıydı. Rakipleri ise gerçekten çok çok iyi filmlerdi:

  • “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi”/”The Curious Case of Benjamin Button”
  • “Frost/Nixon”
  • “Milk”
  • “The Reader”
  • “Slumdog Millionaire”

Rakiplere bakar mısınız? Herkesin kuşkusuz oscar beklediği Benjamin Button, harika bir film olan The Reader, oscarı sonuna kadar hakeden Slumdog Millionaire ve Sean Penn ‘in en iyi erkek oyuncu ödülünü aldığı Milk…

Yazının devamını oku »